Fıkıhta HEZL ne anlama gelir ?

Damla

New member
“Nasıl?”

“Bir hukuk kuralının arkasındaki insan ilişkisini de anlamamız gerekiyor.”

Yusuf biraz düşündü.

O genellikle sorunları çözmek için önce kuralı bulurdu. Zeynep ise kuralın insanların hayatındaki karşılığını anlamaya çalışıyordu.

Bu iki yaklaşım birbirinin karşıtı değildi.

Tam tersine, o akşam ikisi de aynı noktaya farklı yollardan ulaştı.

Yusuf, “Önce sınırı bilelim,” diyordu.

Zeynep, “Sınırın neden konulduğunu da anlayalım,” diyordu.

Bu küçük konuşma, aslında fıkıh açısından oldukça anlamlıydı.

Çünkü hukuk yalnızca yaptırımlardan oluşmaz.

İnsanların birbirlerine güvenebilmesi de hukukun amaçlarından biridir.

Hezl ile Muvâzaa Aynı Şey mi?

Hikâyenin bu bölümünde Yusuf'un kafası yeniden karıştı.

“Peki hezl ile gizli anlaşma aynı şey mi?”

Hayır.

Fıkıh literatüründe bu ayrım önemlidir.

TDV İslâm Ansiklopedisi'nde hezlin, kişinin iç iradesiyle beyanı arasındaki kasıtlı uyumsuzlukla ilişkili olduğu; bunun bazı yönleriyle modern hukukta muvâzaa ve telcie gibi kavramlarla benzerlik taşıyabileceği, fakat teknik açıdan bunların tamamen aynı kavramlar olmadığı belirtilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Örneğin iki kişi dışarıya karşı gerçek olmayan bir işlem görüntüsü vermek üzere anlaşmışsa mesele farklılaşır.

Buna karşılık bir kişinin karşı tarafın haberi olmadan, sadece şaka amacıyla bir hukukî işlem beyanında bulunması başka bir problemdir.

Yani “şaka”, “gizli anlaşma”, “yanlış anlama”, “zorlama” ve “irade yokluğu” aynı başlık altında eritilemez.

Fıkıhçılar bu ayrımları boşuna yapmamışlardır.

Çünkü her birinde iradenin hukukî konumu farklıdır.

Hezl Sadece Boşama Meselesinden İbaret Değil

Burada önemli bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek gerekiyor.

Hezl denince halk arasında çoğu zaman doğrudan boşama meselesi akla geliyor.

Oysa kavram daha geniştir.

Fıkıh literatüründe hezl, çeşitli sözlü hukukî tasarruflarla ilgili olarak ele alınır. Özellikle akitlerde kişinin hukukî sonucu istemeden, sırf sözün kendisini söylemesi bakımından yaptığı tasarruflar tartışılmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Mesela bir satış işleminde “Bu malı sana şu kadar paraya sattım” şeklinde bir beyanın gerçekten hukukî sonuç doğurması istenir mi?

Tarafların önceden yaptıkları gizli bir anlaşma var mı?

Karşı taraf bu kişinin şaka yaptığını biliyor mu?

Sözün bağlamı ne?

İşlemin hukuk düzeninde güvenilirliği nasıl korunacak?

İşte klasik fıkıh, bütün bu soruları ayrıntılı biçimde ele almıştır.

Bu nedenle hezli yalnızca “şaka yapmak” diye çevirmek bazen yetersiz kalır.

Daha doğru ifade şudur:

Hezl, hukukî veya sözlü bir beyanın sonucu istenmediği halde, beyanın bilinçli biçimde ortaya konulmasıyla ilgili fıkhî bir durumdur.

Peki Her Şaka Tehlikeli mi?

Hayır.

Burada ölçüyü kaçırmamak gerekiyor.

Fıkıhtaki hezl kavramından hareketle “İslâm'da şaka yasaktır” gibi bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.

TDV'nin hezl maddesi, kelimenin genel anlamıyla şaka, mizah ve eğlenceyi ifade ettiğini; Kur'an'da da kelimenin geçtiğini belirtir. Kur'an'da et-Târık sûresinin 13-14. âyetlerinde vahyin “ciddi ve hak” oluşu, hezl olmadığı vurgusuyla ifade edilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

+1

Dolayısıyla mesele gülmek veya eğlenmek değildir.

Mesele, hukukî sonuç doğurabilecek bir alanı şaka konusu yapmaktır.

Bir arkadaşına “Bu akşam hesabı ben ödeyeceğim” diye şaka yapmakla, evlilik veya boşama gibi hukukî sonuçlar doğurabilecek sözleri gelişigüzel kullanmak aynı şey değildir.

İşte burada fıkhın insan davranışlarına ilişkin hassasiyeti ortaya çıkar.

Hikâyenin Sonunda Masaya Döndüğümüzde

Yusuf kitabı kapattı.

Zeynep çayları tazeledi.

Yusuf:

“Başta hezli sadece şaka sanıyordum,” dedi.

Zeynep:

“Ben de sadece niyet meselesi sanıyordum.”

Bir süre ikisi de sustu.

Sonra Yusuf şöyle dedi:

“Galiba asıl mesele, insanın söylediği sözün kendisinden daha büyük sonuçlar doğurabileceğini bilmesi.”

Zeynep başını salladı.

“Ve bazen bir sözün ağırlığını anlamak için o sözün kime dokunduğuna bakmak gerekiyor.”

Bu cümle hikâyenin bence en önemli noktasıydı.

Çünkü hezl meselesi yalnızca eski kitaplarda kalmış teknik bir fıkıh başlığı değildir.

Bugün sosyal medyada, mesajlaşma uygulamalarında, aile sohbetlerinde ve arkadaş gruplarında insanlar birbirlerine çok daha hızlı söz söyleyebiliyor.

Bir cümle saniyeler içinde yüzlerce kişiye ulaşabiliyor.

Üstelik yazılı mesajlar, ses kayıtları ve ekran görüntüleri sözün bağlamından koparılmasına da yol açabiliyor.

Bu yüzden klasik fıkıh kitaplarında tartışılan “beyan ile gerçek irade arasındaki ilişki”, modern dünyada da şaşırtıcı derecede güncel bir mesele olarak karşımızda duruyor.

Hezl Bize Bugün Ne Öğretiyor?

Bu hikâyeden çıkarılabilecek ilk ders, her sözün aynı hukukî ağırlığa sahip olmadığıdır.

İkinci ders, niyet ile beyan arasındaki ilişkinin hukukta son derece önemli olduğudur.

Üçüncü ders ise, mezhepler arasında aynı olay hakkında farklı hukukî değerlendirmelerin bulunabileceğidir.

Özellikle talâk konusunda “Ben şaka yaptım, kesinlikle hüküm doğmaz” veya tam tersine “Şaka da olsa her durumda kesin boşanma gerçekleşir” şeklinde genelleme yapmak doğru değildir. Diyanet'in konuya ilişkin çalışmasında da mezhepler arasındaki bu farklılık açıkça ortaya konulmaktadır.

Diyanet Dijital

Somut bir boşama, nikâh veya başka bir hukukî işlem hakkında hüküm vermek gerektiğinde olayın kullanılan lafızları, bağlamı, mezhebi ve diğer şartları bilinmeden kesin fetva vermek sağlıklı olmaz.

Bu noktada hezl kavramını bilmek, kişiye kendi başına hüküm verme yetkisi değil, sorunun neden ciddi olduğunu anlama imkânı verir.

Belki de Yusuf'un o gece öğrendiği en önemli şey buydu.

Şaka yapmak insanın hayatının doğal bir parçasıydı.

Fakat bazı alanlarda insanın dili, mizah duygusundan daha büyük bir sorumluluk taşıyordu.

Ve belki hepimizin kendimize sorabileceği soru şu:

Bir sözü söylerken yalnızca ne kastettiğimizi mi düşünmeliyiz, yoksa söylediğimiz sözün karşı tarafta ve hukuk düzeninde ne anlama gelebileceğini de hesaba katmalı mıyız?

Bazen fıkıh kitaplarının yüzyıllar önce sorduğu sorular, bugün elimizdeki telefon ekranında yeniden karşımıza çıkıyor.

Hezl de bunlardan biri.

Çünkü mesele aslında sadece “Şaka yaptım” cümlesi değildir.

Mesele, insanın sözüyle sorumluluğu arasındaki sınırın nerede başladığıdır.

Ve bu sınır, özellikle aile, hukuk ve din söz konusu olduğunda, gülüp geçilecek kadar basit değildir.

Kaynak notu: Hezl kavramının fıkıhtaki teknik anlamı ve mezheplerin yaklaşımları için H. Yunus Apaydın'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki “Hezl – Fıkıh” maddesi; boşamada hezl konusundaki mezhep farklılıkları ve ilgili hadis kaynakları için Diyanet'in Ahlak ve Hukuk Ekseninde Aile Hayatımız çalışması esas alınmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

+1
 
Üst