Overlok ucreti ne kadar ?

Ipek

New member
Overlok Ücreti: Hayatın Diğer Tarafındaki Dikişin Gücü ve Değeri

Giriş: Bir Akşam, Bir Dikişçi ve Geleceğe Dönüş

Bir sabah, işe gitmek için evden çıkarken aklımda sadece işim vardı. Ama o gün, sokağa adım attığım anda aklımı çelen bir şey oldu. Sokakta, eski dikiş makinesinin başında oturan bir kadının çalışma şekli, hayatın tam ortasında bir zaman yolculuğu gibiydi. Aniden, gözlerim ona takıldı. Bu, sıradan bir dikiş günü değildi. O kadın, "overlok" yapan bir ustaydı, ve o gün, ona şahit olmak, bana hayatın ne kadar değerli olduğunu gösteren küçük bir ders verdi.

Geçmişin Ücretleri: Overlok Makinesi ve Değişen Zamanlar

Kadın dikiş makinelerinin başında yıllar geçiren biri olarak, her zaman bir dikişin ötesine bakmaya çalıştım. Dikişin insan hayatına etkisi yalnızca estetik değil, aynı zamanda toplumsal bir boyuta sahipti. Overlok makineleri, sanayi devrimiyle birlikte hayatımıza girmiş ve tekstil sektöründe devrim yaratmıştı. Eski zamanlarda, bu makineler küçük ama önemli bir yer tutuyordu; dikişin doğru ve sağlam yapılması, işçilerin daha uzun saatler çalışabilmesi ve fabrikaların daha verimli olabilmesi için kritik bir öneme sahipti.

Ama bir yandan da, bu makineler işçilerin yaşamlarını nasıl şekillendirdi? Kimse "overlok" yapanların ne kadar çalıştığından ya da ne kadar kazandığından tam olarak bahsetmezdi. O zamanlar, işin içine giren maliyetler, makinelerin satın alınması, bakım gereksinimleri ve zamanla birlikte gelen yorgunluklar göz önünde bulundurulmazdı. Şimdi ise, "overlok ücreti" gündemde. Geçmişin izleri, hâlâ gündelik hayatımıza sızmaya devam ediyor.

Şahin ve Zeynep: Çözüm ve Empati Arasındaki Fark

Zeynep, o sabah dikiş makinesinin başında tek başına çalışıyordu. 30 yaşında, gözlerinde bir yorgunluk ama bir o kadar da kararlılık vardı. Overlok işini, annesinden öğrenmişti. Zeynep için, bu bir hayat biçimi olmuştu. Yıllardır, atölyesinde çeşitli kumaşlar kesip biçerken, dikişi bir tür meditasyon gibi yapıyordu. Ama Zeynep için dikiş sadece kumaşla ilgili değildi; her iplik, her dikilen parça bir hikaye taşıyordu.

Şahin ise Zeynep’in tam tersiydi. O, her şeyi bir iş olarak görüyordu; ne olursa olsun, işini düzgün yapmalıydı. Her zaman en kısa sürede, en iyi sonuca ulaşmayı amaçlıyordu. “Zeynep, bu kadar yavaş çalışmak seni geriye götürür, zamanın değerini anlamalısın,” diyordu sürekli. Şahin’in bakış açısı her zaman çözüm odaklıydı, ama bazen o çözümü bulma konusunda aceleci davranıyordu. Zeynep ise her zaman daha derinden, ilişkileri ve duyguları dikkate alarak hareket ediyordu.

Bir gün, Zeynep’in çalıştığı dikiş atölyesindeki işler azalmaya başladı. Yine de, Zeynep işini seviyor, o eski makinelerle, eski usullerle çalışıyordu. Şahin, “Zeynep, bu işin geleceği yok. Herkes çok daha hızlı çalışıyor. Şimdi ya daha hızlı bir şekilde çalışırsın, ya da bu işin sonu gelir,” diyordu. Zeynep ise biraz daha sabırlı, empatik bir şekilde, işin sadece hızla yapılmasının önemli olmadığını, işin içinde bir insan emeği olduğunu savunuyordu.

Toplumun ve İşçinin Değeri: Overlok Ücretinin Kendisindeki Değer

Toplumlar, iş gücünü ve emeği değerlendirirken genellikle nicel bir bakış açısıyla hareket eder. Ancak “overlok ücreti” gibi bir konu, sadece sayılardan ibaret değildir. Eğer dikiş makineleri ve tekstil işçileri geçmişte olduğu gibi sadece ürün üretme aracı olarak görülmeye devam ederse, insanların emekleri de yalnızca ekonomik bir değer üzerinden anlaşılacaktır. Zeynep’in yaptığı iş, bu bakış açısının dışındaydı. Onun için bu işin duygusal bir boyutu vardı. Şahin’in bakış açısı daha stratejikti; her şeyin en iyi ve en verimli şekilde yapılması gerektiğini savunuyordu.

Dikişin ve “overlok” yapmanın toplumsal yönlerine baktığımızda, işçilerin ne kadar kazandığı önemli bir konu haline geliyor. Türkiye'de tekstil işçilerinin, özellikle de “overlok” yapanların ücretleri oldukça değişken. Bazı yerlerde asgari ücrete yakınken, bazı bölgelerde daha iyi şartlarda çalışılabiliyor. Ancak burada önemli olan, emeğin toplumsal olarak nasıl değerlendirildiği ve işçinin haklarıdır. Toplum, emeğin değerini fark etmeli ve işçinin çalışma koşullarını iyileştirmelidir.

Kapanış: Zeynep ve Şahin’in Çözümü ve Gelecek</b]

Bir süre sonra Zeynep ve Şahin, birbirlerinin bakış açılarını anlamaya başladılar. Şahin, Zeynep’in işine olan sevgisini ve ilişkiyi nasıl güçlü tuttuğunu fark etti. Zeynep ise Şahin’in hızlı ve çözüm odaklı yaklaşımını anlamaya çalıştı, bazen biraz daha verimli çalışmanın önemli olduğunu kabul etti. Bu deneyim, birbirlerine empati göstererek çözüm bulmalarına yardımcı oldu.

Sonunda Zeynep, daha fazla insana ulaşmak için “overlok” işini modernleştirmeye karar verdi. Ama bunu yaparken, kalitesini ve işinin ruhunu kaybetmemeye özen gösterdi. Şahin ise daha derin düşünmeye başladı; sadece pratik çözümün ötesinde, yaptığı işin insan hayatına kattığı anlamı fark etti. Overlok makineleri, dikişler ve iplikler arasında bir denge kurarak, hem hız hem de anlamı yakaladılar.

Bu hikaye, "overlok ücreti" gibi bir konunun sadece maddi bir değer olmadığını, aynı zamanda toplumun iş gücüne nasıl değer verdiğini ve işin insan tarafını nasıl görmesi gerektiğini sorguluyor. Peki, sizce iş gücünün değeri sadece ekonomik boyutta mı anlaşılmalı, yoksa insan emeğinin içinde bir anlam ve değer mi bulunmalı?
 
Üst